Bir kitabın hikâyesi, son sayfası çevrildiğinde sona ermez. Rafta unutulan bir roman, başka birinin merakını uyandırmayı bekleyen bir davetiyedir aslında. Okumayı düzenli bir alışkanlığa dönüştürmek isteyenler için asıl mesele, kütüphaneyi sürekli büyütmek değil; elde olanı dolaşıma sokabilmek.
Kullanılmış kitaba yönelmek, bütçeyi zorlamadan çok daha geniş bir seçki arasında gezinmeyi mümkün kılıyor. Aynı paraya birkaç kat fazla başlık edinmek, tanımadığınız bir yazarı denemeyi risksiz hale getiriyor. Üstelik yıllar önce basılmış, artık raflarda bulunmayan baskılar çoğu zaman tam da bu yollarla karşınıza çıkıyor.
Takas ise işin paylaşıma dönük yüzü: Bitirdiğiniz bir kitabı devrederken karşılığında yepyeni bir metin ediniyorsunuz. Her el değiştiren cilt, yeniden basılmayan bir kâğıt, harcanmayan bir mürekkep ve doğaya bindirilmeyen küçük bir yük anlamına geliyor. Böylece okumak kişisel bir uğraş olmaktan çıkıp, kaynakları gözeten ortak bir alışkanlığa dönüşüyor.